Home / Genel / NAZLICAN’dan

NAZLICAN’dan

Tamam tamam oldu.

Sevgili babam iteledi, iteledi ama galiba oldu.

Sevmeye başladım bu işi.

Birilerine fikir vermek, birilerine hayat içinde yardımcı olmak çok güzel bir duygu.

Yazmak için önce kendim okuyorum, araştırıyorum ve not alıyorum.

Sonra içinden sevdiklerimi de sizinle paylaşıyorum.

Müthiş keyif almaya başladım.

Laf aramızda beni acayip bir şekilde disiplin etmeye de başladı bu iş.

2018 benim için DİSİPLİN YILI oldu diyebilirim.

Öncelikle spor işini fena halde götürüyorum.

Sonuçlarını şimdi değil ama önümüzdeki ay göreceksiniz.

Daha doğrusu disiplin sayesinde ortaya çıkan mucizeyi göreceksiniz.

Bu ay da sizlere ‘ Ben okudum, sizde okuyun’ tavsiyelerim var.

Sevgiyle, sağlıcakla kalın

 

Okudum, öğrendim..!

Öfkelenince neden bağırarak konuşuruz…

 

Hintli bir düşünür öğrencileri ile gezinirken Ganj nehri kenarında birbirlerine öfke içinde bağıran bir aile görmüş.

Öğrencilerine dönüp “İnsanlar neden birbirlerine öfke ile bağırırlar?” diye sormuş.

Öğrencilerden biri “Çünkü sükûnetimizi kaybederiz” deyince ermiş,

“Ama öfkelendiğimiz insan yanı başımızdayken neden bağırırız?

O kişiye söylemek istediklerimizi daha alçak bir ses tonu ile de aktarabilecekken niye bağırırız?” diye tekrar sormuş.

Öğrencilerden ses çıkmayınca anlatmaya başlamış:

“İki insan birbirine öfkelendiği zaman, kalpleri birbirinden uzaklaşır.

Bu uzak mesafeden birbirlerinin kalplerine seslerini duyurabilmek için bağırmak zorunda kalırlar.

Ne kadar çok öfkelenirlerse, arada açılan mesafeyi kapatabilmek için o kadar çok bağırmaları gerekir.”

“Peki, iki insan birbirini sevdiğinde ne olur?

Birbirlerine bağırmak yerine sakince konuşurlar, çünkü kalpleri birbirine yakındır, arada mesafe ya yoktur ya da çok azdır.

Peki, iki insan birbirini daha da fazla severse ne olur?

Artık konuşmazlar, sadece fısıldaşırlar çünkü kalpleri birbirlerine daha da yakınlaşmıştır.

Artık bir süre sonra konuşmalarına bile gerek kalmaz, sadece birbirlerine bakmaları yeterli olur.

İşte birbirini gerçek anlamda seven iki insanın yakınlığı böyle bir şeydir.”

Daha sonra düşünür öğrencilerine bakarak şöyle devam etmiş:

“Bu nedenle tartıştığınız zaman kalplerinizin arasına mesafe girmesine izin vermeyin.

Aranıza mesafe koyacak sözcüklerden uzak durun.

Aksi takdirde mesafenin arttığı öyle bir gün gelir ki, geriye dönüp birbirinize yakınlaşacak yolu bulamayabilirsiniz.”

Hazreti Mevlâna da şöyle diyor: 

“Zerzevatçı bağırır, sarraf bağırmaz,

Eskici bağırır, antikacı bağırmaz,

Söyleyecek sözü, fikri değerli olan bağırmaz,

Bağıran düşünemez düşünmeyen kavga eder…”

 

“Gençler radikal olurlar, çünkü korumaları, muhafaza etmeleri gereken bir geçmişleri yoktur, ama elde edecekleri kocaman bir gelecekleri vardır.

Orta yaşlılar liberal olurlar, çünkü onların muhafaza etmeleri gereken kafi miktarda geçmişleri ve elde etmeyi amaçladıkları bir gelecekleri vardır.

 

Yaşlılar muhafazakar olurlar, çünkü elde edecekleri hiçbir gelecekleri yoktur, fakat muhafaza etmeleri gereken kocaman bir geçmişleri vardır.

BEĞENDİM

Eş Bulma

 

Erkeklerin gidip kendilerine bir eş bulabilecekleri bir mağaza açılmıştır.

Mağaza 5 katlıdır ve her kat çıkıldıkça, kadınların özellikleri de yükselmektedir.

Mağazada sadece tek bir kural geçerlidir:

Herhangi bir katın kapısından içeri giren erkek, o kattan alış-veriş etmek zorundadır ve eğer bir üst kata çıkmak isterse, tekrar aşağı katlara inemez.

Bir gün bir grup erkek arkadaş, kendilerine kız seçmek için mağazaya gider ve,

  1. KAT: Kapıda şunlar yazılıdır:

“Bu kattaki kadınların çalışacak bir işleri var ve çocukları da severler.”

Erkekler yazıları okur ve şöyle derler:

“Eh, hiç yoktan iyidir ama bir de üst kata bakalım.”

2.KAT: Kapıda yazılanlar:

“Buradaki kadınların iyi bir işleri var, çocukları severler ve son derece güzellerdir.”

Erkekler:

“Hımmmm hiç fena değil ama acaba bir üst katta ne var?”

3.KAT:

“Buradaki kadınların çok iyi birer işleri var, çocukları severler, son derece güzeldirler ve ev işlerine de yardım istemezler.”

Erkekler:

“Aman Allah’ım, çok etkileyici ama yukarıda başka katlar da var.”

4.KAT:

“Buradaki kadınların işleri çok iyi, çocukları çok severler, gayet güzel olup, ev işlerine yardım edilmesini istemezler ve ayrıca son derece cazibelidirler.”

Erkekler şaşkınlıktan yutkunmaya başlarlar:

“İnanılmaz, bir üst katta bizi neyin beklediğini bir düşünün!”

Ve bir kat daha çıkarlar…

5.KAT: Şunlar yazmaktadır:

“Bu kat boştur ve sadece erkekleri memnun etmenin mümkün olmadığını kanıtlamak için konmuştur. Çıkış soldadır!”

 

BU SÖZÜ TUTTUM

 

Olmayacak insanlarla olmayacak hayaller kurduğum için, en çok da kendimden af diliyorum.

Albert Camus

GİDİN

Yanıbaşımızdaki cennet: AĞVA

 

Size bu ay hepimizin gitmesek bile adını bildiği hemen yanıbaşımızdaki bir cenneti anlatmak istiyorum.

Bir dizi ile hayatı değişen bu cennetin adı AĞVA

Yanıbaşımızda derken de abartmıyorum.

59 kilometre uzaklıkta bu cennet.

Ama ne mahalle.

Onlarca, yüzlerce otelin bulunduğu, hafta sonu İstanbulluların akın ettiği bir yer Ağva.

İstanbullular buraya kaçamak ve kafa dinlemek yeri diyorlarmış.

Şimdi biraz Ağva’yı anlatayım.

Ağva resmi adıyla Yeşilçay, Şile’ye bağlı ve onun 40 km kadar doğusunda yer alan bir sahil beldesidir.

1992 yılında belediye ünvanını almış.

Şimdi ise Şile’ye bağlı bir mahalle.

Karadeniz ile Akdeniz iklimi arasında geçiş tipi bir iklime sahip olan Ağva’nın kışın ikibin 500 olan nüfusu yazın 15.000’e ulaşıyor.

Odunculuk, odun kömürcülüğü ve bunları teknelere yükleme merkezliğini yıllarca üstlenmiştir.

Çevresi tamamen ormanlık olan Ağva’da kesilen ağaçların büyük çoğunluğu odun kömürü yapılıyor.

Hatta 1950’lere kadar İstanbul’un odun kömürü ihtiyacının önemli bir bölümü Ağva tarafından karşılanıyormuş.

Kısmen meyvacılık, sebzecilik, balıkçılık, odunculuk ve Şile bezi el işlemeciliği ve üretiminin gelir kaynağı olduğu Ağva, son yıllarda gelişen otel, motel, ve pansiyonculuk ile tam bir turistik bir merkez olmuş durumda.

Bir yanında Yeşilçay, diğer yanında Göksu dereleri, yeşilin binbir tonunu içinde barındıran ormanları ve Karadeniz’e bakan altın sarısı kumsallarıyla adeta bir yeryüzü cenneti Ağva.

Yeşilçay ve Göksu’nun denize döküldükleri yerde oluşan küçük bir delta üzerine kurulu olan şehir, Latince’de “iki dere arasındaki köy” ve “su” anlamlarına geliyor.

Ağva dört mevsim gidilecek bir yer.

İzmit’ten nasıl giderim derseniz çok kolay.

Atlayın arabanıza yönünüzü Kandıra’ya doğru çevirin.

Cezaevlerinin önüne geldiğinizde solunuzda Ağva tabelasını göreceksiniz.

Sapın sola ve bırakın kendinizi yola.

Yol biraz virajlı olsa da gayet güzel. Kandıra’nın adını ilk kez duyacağınız köylerin içinden geçerek hem de hiç canınız sıkılmadan Ağva’ya ulaşacaksınız.

Yol 1 saat 20 dakika sürecek.

Arabanızı hemen bir yere park edin.

Ve hemen kendinizi deniz fenerinin oraya atın.

Bol bol fotoğraf çektirin ve Karadeniz’in o tertemiz insanı canlandıran ve kendine getiren rüzgarını, temiz havasını içinize çekin.

Başlayın seyretmeye ve bol bol fotoğraf çekmeye.

İsterseniz hemen nehir kenarında bulunan tur teknelerine binin ve nehri dolaşın.

İsterseniz koyları dolaşın teknelerle.

Deniz çok dalgalı değilse eğer tekneler sizi buralara götürüp gezdirebilir.

Böylelikle inanılmaz güzellikteki kayalar arkasında kalmış koyları görebilirsiniz.

Sonra..!

Temiz hava karnınızı acıktıracaktır doğal olarak.

İşte o zaman hiç vakit kaybetmeden atın kendinizi bir balık lokantasına.

Hangisi demeyin çünkü Ağva’da balıklar hep taze.

Çünkü bir balıkçı köyü burası.

Ve restaurantlarda satılan balıklarda taze ve hesaplı.

Yemeğinizi yediniz.

Şimdi tekrar Ağva’yı gezme zamanı.

Hiç merak etmeyin çok yer var ve de çok şey var yapılacak Ağva’da.

Ağva’ya geldiğinizde canınız eğer bir tekne turu çekerse Gelin Kayası, Kilimli koyu ve hatta biraz daha vakit bulabilirseniz Saklı Göl gibi yerleri görmeden dönmeyin.

Teke Yolu üzerinde şelale bile var Ağva’da.

Ağva için söyleyebileceğim ama çokta önemli olan olumsuzluk otellerdeki astronomik fiyatlar.

Maalesef İstanbulluların ilgisi buradaki konaklama fiyatlarını uçurmuş.

Ağva’da sıradan bir otelde kalacağınız parayla İstanbul’da 5 yıldızlı çok lüks bir otelde konaklayabilirsiniz.

Eli ayağı biraz düzgün olan otellerin gecelik fiyatı maalesef 500.- TL’den başlıyor.

Eğer bu parayı vermeyi göze aldığınızda ise Ağva’da otel çok.

O zaman konaklayabilirsiniz.

Benden söylemesi.

Ama siz siz olun bu mevsimde de olsa en azından bir gününüzü geçirmek için Ağva’ya gidin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

X

Pin It on Pinterest

X

ümraniye escort ataşehir escort bodrum escort bodrum escort bayan